PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ
   
  PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ
  I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE BALABANLILAR
 
"




Tarih: 14.04.2006
Konu: Genel

I.DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİNDE BALABANLILAR, OSMANLI İMPARATORLUĞU ve İTTİHAT-TERAKKİ İLE İLGİLİ BAZI BELGELER[1]
 

Vatan Özgül

            Balabanlılar’ın bölgedeki devlet yetkilileri ile yakın ilişkileri olduğu hatta bazı bürokratik ya da hukuki meselelerde yardım gördüklerini belgelerden anlıyoruz.  20 Temmuz 1908 yılında zamanın Diyarbakır Valisi tarafından Balabanlılar’a gönderilen mektup bu konuda bir fikir vermektedir[2]

 

            1. Dünya Savaşı ve sonrasında gelişen olayları anlamak açısından, aslında ilk olarak, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin oluşum aşamalarını irdelemek gereklidir diye düşünüyoruz.  Ancak bu olay tek başına bile ele alınması zor ve yüklü bir konu olduğundan Genç Osmanlılar’dan İttihat-Terakki’ye olan süreçten burada bahsetmeyeceğiz.  Bizim açımızdan önemli olan noktalar, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin 1. Dünya Savaşı’dan hemen önce ve sonrasındaki -genel anlamda- Dersim’deki aşiretlere karşı olan tutumu ve bu arada Balabanlılar’la olan ilgisi ve o günkü şartlarda yürütülen örgütlü mücadeledir[3]


            1908 yılında bir cemiyet, 1913 yılında ise parti kimliği kazanan İttihat-Terakki’nin Balkanlar’dan Doğu Anadolu’nun en ücra köşesine kadar ulaşan etkisi ilgi çekicidir.  Zamanın ulaşım ve iletişim olanaklarını da düşündüğümüzde örgütlenmedeki başarısına hayran olmamak içten değildir.  

            Siyasal alanda örgütlenmesindeki başarısının dışında ilgi çeken ancak İttihat-Terakki ile ilgili birçok kaynakta vurgulanmayan bir olay vardır ki, o da İttihat-Terakki’nin Anadolu’da yaptırdığı etnik-sosyolojik alan araştırmalarıdır. O dönemde İttihat Terakki’de görevli bir araştırmacı-sosyolog olarak Ziya GÖKALP, Anadolu’nun çeşitli dinsel inançları ve etnik grupları olduğunu vurguluyor ve bunların incelenmesi gerektiğini söylüyordu.  Bunun üzerine parti, Kızılbaşlar’ı ve Bektaşiler’i incelemek üzere Baha Sait’i[4], Ahiler’i incelemek üzere Bursalı Mehmet Tahir ve Hasan Fehmi Hoca’yı, Ermeniler’i, Çingeneler’i, Alevi ve Bektaşiler’i incelemek üzere Esat Uras Bey’i  Anadolu’ya göndermiştir[5].  Ayrıca Ziya GÖKALP de Kürt Aşiretleri üzerine sosyolojik araştırma yapmıştır[6].

 

            Bütün bu alan araştırmalarının sadece bir meraktan ileri geldiğini düşünmek  akla pek yatkın gözükmüyor. Bu araştırmalar ve İttihat-Terakki’nin Doğu’nun en ücra köşesindeki aşiret liderlerine kadar ulaşıp örgütlemesi -daha doğrusu bu örgütlenmedeki başarısı- bütün bu gayretlerin belli bir amaca yönelik, bilimsel-rasyonel bir tavır olduğu kanısını uyandırıyor.  Nitekim bu anlatılanlar ile Balabanlılar’ın İttihat-Terakki Cemiyeti’ne girişleri ve sonrasında ortaya çıkan gelişmelerde İttihat-Terakki ile birlikte hareket etme bilinci, saf ve içten vatanseverlik duygusunun ilerisinde, örgütlü ve bilinçli bir hareketin varlığını gösterdiğini söyleyebiliriz.  Ekler kısmında sunacağımız 1. dereceden kaynaklar (mektuplar, belge ve telgraflar) bu görüşümüzü destekler niteliktedir.

 

            Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Erzincan Kaza Merkeziyesi tarafından Balabanlılar’ın liderine -büyük bir olasılıkla Gül Ağa’ya- gönderilen 25 Mayıs 1910 tarihli mektuptan, Balabanlılar’ın İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne kabul edildiklerini anlıyoruz[7]. Güllü Bey, tarihi belgelerde Gül Ağa, Gül Ali Ağa (Bey), ya da Ali Ağa (Bey) olarak -ama en çok Gül Ağa olarak- geçmektedir. Asıl ismi Güllü’dür[8].  Yazı içerisinde biz de Gül Ağa ismini kullandık.  Gül Ağa, Erzurum İspir Savaşı’nda bulunan (Küçük) Gülabi Ağa’nın torununun torunudur[9].

 
      

Gül Ağa ve oğulları Kamer GÜLŞEN (soldaki) ve Halil GÜLŞEN (sağdaki)
[10]

İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin, gerçekleştirdiği etkinlikleri, devletin varlığı ve bütünlüğü ile ilgili olayları,  birlik ve beraberliği gerektiren önemli sosyal-psikolojik olayları, çeşitli zamanlarda üyelerine telgraf ya da posta aracılığıyla bildirdiğini tespit ediyoruz[11].  Aynı bağlamda Erzincan Mutasarrıfı tarafından 23 Ekim 1912 tarihli bir yazı ile Balkanlar’da devam eden savaşta, Osmanlı askerlerinin ihtiyacı olan bazı mühümmatın sağlanmasında yardımcı olunması için Gül Ağa’dan yardım talep edilmiş, hatta bu yardımların toplanması için oluşturulan belediye komisyonuna, Gül Ağa’nın da bizzat katılması istenmiştir[12]. Bahsedilen Erzincan Mutasarrıfı, Esat Rauf Bey olsa gerektir.  Kendisi 30 Ekim 1910 ile 31 Ağustos 1913 tarihleri arasında görev yapmıştır[13].

 

            Görüldüğü üzere Gül Ağa namlı Balaban Aşireti liderinin önemli bir imajı vardır. Bu görüşümüzü Nuri DERSİMİ de doğruluyor.  Balaban Aşireti lideri Gül Ağa’nın Erzincan çevresinde büyük bir etkinliğe sahip olduğunu söylüyor[14].  Benzer etki Erzincan İttihat ve Terakki Cemiyeti üzerinde de olmalı ki kendisine Merkezi Yönetim Kurulu Üyeliği görevi veriliyor.  Demek ki Balaban Aşireti lideri olarak Gül Ağa’ya güven duyuluyor ve yararlı hizmetler vereceğine inanılıyor[15].  Balabanlılar’ın, Erzincan ve Dersim bölgesine yayılmış çevre aşiretlere oranla fazla nüfusa sahip bir aşiret olduğu göze çarpıyor.  Ali KEMALİ’nin Erzincan (Merkez), Refahiye, Kemah, Kuruçay, Plümer ve Kiğı’yı ele alarak hazırladığı tablodan o dönemde, Balabanlılar’ın en fazla nüfusa sahip 2. aşiret olduğu görülüyor[16].

 

Balabanlılar’ın yaşadığı bazı bölgelerin, yine Balaban adıyla anıldığını tespit etmek mümkün.  Zamanında Sansa deresi olarak adlandırılan derenin sonradan Balaban deresi olarak adlandırıldığı bildirilmektedir[17]. Adı geçen dere kenarına Balabanlılar’ın, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yerleştiği ileri sürülmektedir[18]:  “...Plümür yöresinden Dersim’in Kuzeydoğu hududunu kucaklayarak, Sansa boğazından geçer ve Keçelan, Balaban Aşiretleri yörelerini kısmen sulayarak...[19]”  Aşiretlerin yaşadıkları yerlere kendi isimlerini verme olgusunu -bir kolu Balabanlılar’a bağlı olan[20]- Balıyan Aşireti için de tespit etmek mümkün.  1830-1919 yılları arasında yazılmış devlet salnâmelerinde Balyan Nahiyesi[21], Balyan Suyu[22] ya da Balyan Dağları[23] şeklinde Bal(ı)yanlar’ın yaşadığı çevrede kendi adlarını anımsatır coğrâfi yerler ve yerleşim merkezlerinin adları kayıtlı idi.  6 Nisan 1912 tarihinde Halet Bey  tarafından yollanan telgrafta da böylesi bir durum göze çarpmaktadır. “Erzincan’da Balaban Nahiyesi Ağavatından Gül Ağa’ya[24]...”  Adı geçen Halet Bey’in, o dönemde Erzincan milletvekili olan Halet Bey olduğunu zannediyoruz[25]

 

            1913 senesine doğru Balabanlı Gül Ağa’nın İttihat ve Terakki üzerindeki etkisi oldukça artmıştır. Belgelerden anladığımız kadarıyla Halet Bey, Gül Ağa üzerinde oldukça olumlu bir etki uyandırmış[26].  Halet Bey için çalıştığı anlaşılan Gül Ağa’dan, Erzurum’da bulunan İttihat ve Terakki Cemiyeti Erzurum-Van Vilayetleri Müfettişi Hilmi Bey tarafından, 1914 senesi için de benzer gayreti göstermesi isteniyor.  Hilmi Bey, Halet Bey’in Erzincan’dan milletvekili olarak seçileceğini bildiriyor[27].

 

            Erzincan Mutasarrıfı tarafından gönderilen 19 Ocak 1914 tarihli bir emir ile  Ulukışla’dan Sivas yolu ve Diyarbakır’dan Harput yolu ile Erzurum’a gidecek olan birliklerin -muhtemelen Ruslar’la mücadeleye gidecek olan birliklerin- konaklaması ile ilgili konularda, konaklama yerlerindeki halkın gerekli gayreti gösterip yardımda bulunması, aksi takdirde divan-ı harpce cezalandırılma durumunun sözkonusu olduğu bildirilmekteydi[28].  Bahsedilen Erzincan Mutasarrıfı, Süleyman Fethi Bey olsa gerektir.  Kendisi 13 Ocak 1913-28 Mayıs 1914 tarihleri arasında Mutasarrıflık yapmıştır[29]

 

5 Eylül 1914 tarihinde İttihat ve Terakki Cemiyeti Erzurum Müfettişi Hilmi Bey tarafından Gül Ağa’ya gönderilen mektuptan daha önce Erzincan’da Gül Ağa ile Balabanlılar’dan asker alma konusunda konuştuklarını anlıyoruz. Hilmi Bey, şartların çok kötü olmayıp sadece 50 askerin yeterli olacağını, gönderilecek olan askerlerin Balaban Aşiretine mensup olduklarından, rahatlıkları için ayrıca ilgileneceğini bildiriyor. İttihat ve Terakki Cemiyeti Erzurum Müfettişi Hilmi Bey, Balabanlılar’ın önceki olaylarda göstermiş oldukları gayret ve başarıdan dolayı, böylesi bir iltifatta bulunuyor olsa gerek[30]
 
EKLER 1

Balaban Aşireti Rüesâsına

Fütüvetli Efendiler,

Mazhar olduğum atifet seniyye-i hazreti hilafiyetpenâhiden dolayı tebriği mutazammın  telgrafnameniz muhteviyyât ihlas âyâtından iktisap memnûniyet olunarak adime-i hayriyeleri tekrar kılındı.  Gül Ağa’nın biraderi ile İsmail Ağa’nın mahdumuna ait vak’a neden ibâret ise tafsilatının ve ne netice hâsıl olduğunun iş’ârı beyan olunur.  

7/Temmuz/1324 

Diyarbakır Valisi
 
EKLER 2

Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Âzâsından Halil Ağazade Gül Ağa’ya


Erzincan

     6


Muhterem Kardeş,
Cemiyetimizin ittihat kulübüne âzâ intihap olundunuz.  Kulübün reis ve âzâlar ile görüşülerek mübârek vatanımızın her suretle teâlisine müttahiden ibzâl-i hamiyet etmenizi bekleriz.  Aziz kardeş.

12 Mayıs 1326
Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti Erzincan Kaza Heyet Merkeziyesi

resmi  mühürü

EKLER 3

Muhterem Vatandaşlar.

Vatanı bütün dünya biraraya gelse en son ferdine kadar müdafaa ettiğimizi isbat için teşkil olunan Müdâfaa-i Milli Heyetleri’nin Umum Kumandanlığı’nı mücahid-i hürriyet Enver ve Niyazi ve Eyyüp Sabri Beylerin merkezi umumiye kararı ile deruhte ettiklerini umum vatandaşlarımıza tebşir eyleriz.

Kongre kemali muvaffakiyetle bu gece itmâm-ı vazife etti. Âzâyı sabıka ipka olunarak Merkezi Umumi Paris Ateşe Militeri Fethi, İstanbul Mebusu Nesimi, Erkân-ı Harbiye Kol Ağası Halil, Dahiliye Nazırı Sabıkı Talât, Tıp Fakültesi Müdürü Ali Bey’lerin ilavesi ile teşkil olundu.

Dün Trablusun (Selam) Nahiyesi Müdüriyetinden bugün (Derne) kaymakamı ile liman reisinden merkezi umumiye gelen, resmi telgrafname ile İtalya’nın Trablus İstikâmı’ndan atılan toplarla üç zırhlının hasara uğradığını ve Derneye alçak İtalyan donanması asker çıkarmak için vukua getirdigi bombarduman ve hücumun merdane defedildiği ve ahâli İslamiye’nin kuvvet mâneviyesinin fevkalade yerinde olarak Cenâb-ı Hakka bilistinat mukabeleye hazır olduğu tebşir olunur.

Şimdi Derne kumandanı Nazif Beyden alınan telgrafda İtalya’nın üç zırhlısının yalnız hasara uğradığı değil büsbütün yanmış olduğu tebşir olunur. 29 Eylül 1327

Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti

Erzincan İdare Heyet Mühürü

 

EKLER 4

                                                                          16 Mart 1328

Balaban Aşiret Reisi Gül Ağa’ya

Muhterem Kardeş,

Usuli dairesinde icra kılınan intihapta muntahibe-i sâniler tarafından intihap  olunup heyet-i merkeziyeye irsal olunan onbeş zatın esâmesinden heyet-i mezkurece idare azalığına zât-ı âlileri tefrik ve tensip edilmiş olduğunuzdan yarından itibaren işe mübâşeret buyurmaIarı mercûdur. 

Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti 

Erzincan Kulüp Heyeti İdaresi
Resmi Mühürü
 
EKLER 5

Telgrafname

Devleti Aliye-i Osmaniye Telgraf İdaresi

Merci :Kemah        

Numara :56

Kelimat:40    

Tarih:24 /Mart/1328

Erzincan’da Balaban Nahiyesi Ağavatından Gül Ağa’ya,

Bir Aşiret reisine lâyık merdâne ve sebatkarâne hareketinizle isbat-ı esalet eylediğinizden ve hüsnü kabulünüze mazhariyetten ciddi ve samimi mahzuziyetimi takdim eder ve efrâd-ı aşair-i muhteremenize selam-ı acizînin tebliğini ricâ ederim azizim.

Halet 


EKLER 6

Erzincan Mutasarrıflığı

Numara: 913

Gül Ağa’ya

Rıfatlı Ağa,

Muhafazayı vatan için uhdelerine terettüp eden vezaif-i hamiyet ve muavenet-i ifaya müheyya olduklarını her tarafta iş’ar ve tekrar etmekte bulunan ahali-i muhterememizin Bulgaristan ve Sırbıstan ve Yunanistan ve Karadağ hududunda düşmanlarımızla harp etmekte olan Asker-i Osmaniye’nin eyyam-ı şitayyeden muhafaza-i sıhhatları için pamuklu yelek, aba, kalçın don, gömlek, çorap gibi levazımın müddeti kalile tedarik ve i’tasına bezl-i himmet eylemeleri vilayetten tebliğ buyrulan telgrafname-i sedaretpenâhide emir ve iş’ar buyrulmasına ve şu sırada da her Osmanlı’ya terettüp eden vazifey-i vatanperveri pek büyük ve kıymetli bulunduğuna mebni buracada bezl-i iane-i hamiyetzâneye fiilen ve lisânen teşvikatta bulunmak üzere daire-i belediyede teşkil kılınan komisyonda zâtı vâlalarınında bulunması tensip kılınmak hitamı muamaleye kadar beher gün devam ve ifayı vazifeye ihtimam olunması hasseten rica olunur.  

10/ Teşrin-i Evvel/1328 
Erzincan Mutasarrıfı


 
EKLER 7

Muhterem ağam.

Mektubunuzu aldım.  Seve seve okudum.  Size çok teşekkür ederim.  Devlet sizin gibi namuslu aşiret ağalarının gayretine itimat eder.  Siz bu memleketin cidden hâdimlerindensiniz.  Bu güne kadar hepimizin bâhusus bizim çok noksanlarımız, çok kusurlarımız oldu.  Hazreti Musa’yı çocuk iken  Mısır padişahının emri ile peygamber olması memûl çocukların hepsini öldürüyorlardı.  Hazreti Musa’yı anası sandık içine koydu, denize attı.  Firavunun karısı kendisini denizden kurtardı.  Bu çocuğu imtihan için önüne iki tabak koydular.  Birinin içinde altın, diğerinin içinde ateş vardı. Hazreti Musa elini altına uzatmak üzre iken Cebrail kandille çocuğun koluna dokunarak ateşe sevk etti.  Musa aleyhisselam ateşi aldı, ağzına götürdü.  Hem eli ve hem de dili yandı.  (İşte  şimidiye kadar biz de  bu hikâye gibi gün geçirdik.  Anadolu’muzda  sakin)[31] sevgili İslamlar’ımızı kurtaracağız zannı  ile elimizi ateşe uzattık.  Her tarafımız yandı.  Ne el ne de dil kaldı fakat artık fena yandık.  Birbirimize bakmazsak halimizin ne olacağını anladık.  İnşallah bundan sonra birbirimizi himaye edeceğiz.  Sizi rahatsız ettim.  Halet Bey kardeşimiz hakkındaki nokta-i nazarınıza teşekkür ederim.  Allah sizi utandırmasın.  Bâki siz ve namuskâr ağalarımızın hepsine arz-ı ihtiram eder ve sevimli mektubunuzu her vakit beklerim.  Gülağam. l9/kânun-u evvel /1329

İttihat ve Terakki Cemiyeti 

Erzurum Müfettişi 

İmza        :   Hilmi


 
EKLER 8

Muhterem Ağamız,

Sizi sevenler sizi arar bulur.  Ben İstanbul’dan geldiğim halde yine sizin gibi muhterem aşiret ağalarımızı arar bulur, hatırlarınızı sorarız.  Bizimle çalışmaya ahdeden erbab-ı nâmustan biz uzak yaşamayız.  Çünkü sizin fedakarlığınız, hamiyetiniz, memlekete muhabbetiniz bizce müsellemdir.  Bugün devletin Rumeli gibi zengin topraklarını karılar gibi silah atmadan verenlerle yüz yüze gelmek istiyoruz.  Bu mebusan bize bunu emrediyor.  Memleketi ne zorluk gördüler de verdiler?  Bunu anlamak milletin her ferdinin borcu ve vazifesidir.  Yer terk etmekle haris böyle bir kaç adam acaba evlerinden bir fakire ekmek verecek kadar insan mıdırlar?  Zannediliyor memleketi verenler eshab-ı fakru ihtiyaca tekme vurmaktan lezzet duyarlar.  Devletin idaresini kendilerine teslim edenlerle teslim alanların mahşerde cezalarını Allah Zülcelal verecek.  Dünya cezalarını da bizim göndereceğimiz mebuslar tâyin edecek.  Bizim Erzincan’dan çıkaracağımız mebus Halet Bey’dir.  Siz Halet Bey’i seversiniz.  Geçen sene de Halet Bey için çok çalıştınız.  Bu sene de çalışacağınızı ümit ederiz.  Kendisi İttihat ve Terakki için canını verenlerdendir.  Biz İttihatcılar Edirne’nin camilerini, medreselerini ve Müslümanları’nı kurtarmakla iftihar ederiz.  Bu intihapta muvaffak olursak inşallah Rumeli’ye yine gitmek ümidini Allah’tan kesmiyoruz.  Şimdi gemi almakla meşgulüz.  İnşallah köpek Yunan’la boy ölçüşeceğiz.  Sizden cevap bekliyorum.  Bâki afiyetinizi Cenab-ı Hak’dan temenni ve niyaz ederim.

28/Teşrin-i Sani/1329 

Erzurum’da İttihat ve Terakki Cemiyeti

Erzurum-Van Vilayetleri Müfettişi

İmza :Hilmi


 
EKLER 9

Mahrem ve Müstaceldir 

10790/378


Selepur Nahiyesi Müdürlüğü Vekâletine,

Ulukışla’dan Sivas tarıki ile onaltıbin nefer, dörtbin hayvan ve Diyarbekir’den Harput tarıki ile onaltıbin nefer, dörtbin hayvandan mürekkep kuvvetler alay alay Erzincan’dan geçerek Erzurum’a gidecektir ve diğer kuvvetler gibi birinci konak Cimin’in Peşkidağ, Kertağ, Köleriç, Piteriç ve civar kurası ve ikinci konak Dalav Hanı, Şavşek ve diğer kura olacaktır.  Bunların yevmi iaşeleri için menzil nokta kumandanlığından gösterilen hesap ve ihtiyaca nazaran nâhiyenize mürettep miktar ile vakit meyanında sevk ve ihzar edeceğini mahal-i zirde gösterilmiştir.  Bu kuvvetlere sıcak yemek yedirilerek iaşelerinin temini ve hayvanlarına iyi bakılması, aksi takdirde tebligâtı icra etmeyenlerin divân-ı harpce tecziyesi vilayetin emir ve iş'arı iktizasındandır.  Bu  miktarın aşardan amanet ve ya mültezim yedinde ve ahâli uhdesinde bulunan kısımlardan ve âdem-i kifâyesi suretinde köylerin müdahhar ambarlarından ve müdahhar ambarlar olmadığı halde köylünün kudret ve istitaatına göre şahs-ı tertip yapılarak teklif-i harbi sureti ile tedarik edilip mezkûr mahallere sevki ile serian idharat yapılması ve ikâmet edeceği yerlerin ihzar kılınması ehemmiyetle tebliğ ve bir hafta zarfında idharat vakıanın ikmal edildiği cevâbına şiddetle  intizar olunur.  6/Kânun-u Sani/1330

 
Erzincan Mutasarrıfı
 
Nahiye Hissesi:  Dakik ihzar olunacak. Vurudlarında ekmeğe tahvil olunacak.


Arpa  
         Saman       Ekmek(veya peksimet)  Bulgur        Et        Yağ       Tuz  

15000 Kıyye 30000 K.  25000 K.                  5000 K.   3000 K. 250.K.  100 K. 

Onbeşbin Kıyye Otuzbin K. Yirmibeşbin K. Beşbin K. Üçbin K. İkiyüzelli K.Yüz K.

Mahal-i Sevk İzharı: Çiçenek, Şartig, Dalav Hanları, Başköy nahiyesi de tertibini bu mevkilere getirecektir.  Ona göre takibat lazımdır. 

 
EKLER 10


Kardeşim Gül Ağa,

Erzincan’dan ayrıldıktan sonra aşiretiniz tarafından pek güzel bir istikbal gördük ve hepimiz fevkalâde memnun kaldık.  Erzincan’da görüştüğümüz meselenin zamanı gelmek üzeredir.  Orada sizden fazla adam istemek üzere konuştuk ise de bugün o kadar kuvvetli olmaya lüzum görmüyoruz.  Yalnız sizden elli yiğit isteyeceğim.  Orada da söylediğim gibi bu gelen atlıları ve yahut piyadeleleri kendi elinle seçersen burada kendilerinin her türlü istirahatlarını hazırlayacağım ve sizin aşiretin adamları olduğu için fevkalade teshilat göstereceğim.  Seçeceğin adamların gençliğine, orta yaşta olmasına bakma.  Memleketi ve milleti için seve seve ölecek kadar metin ve azimli olsunlar.  Bu eşhası tefrik eder ve bizden gelecek ilk haber üzerine yola  çıkarırsınız.  Bizde hazırlanmak ve yerlerimize gitmek üzereyiz.  Yalnız sen hazırla ve hazıladığını Bahattin Şakir Beyefendi hazretlerine haber ver.  Şimdilik arzu ihtiram ile gözlerini öperim.  Kardeşim Bahattin beyefendi hazretleri de selamı mahsus ederler.  23/Ağustos/1330

İttihat ve Terakki Cemiyeti

Erzurum Müfettişi

İmza: Hilmi 
 
 
KISALTMALAR
a.g.e.                                                     adı geçen eser
bkz.                                                       bakınız
s.                                                           sayfa
 

KAYNAKÇA

ALINTI  YAPILAN KAYNAKLAR


1. KİTAPLAR:

ALİ KEMALİ, Erzincan Tarihi, Kaynak Yayınları, İstanbul, Aralık 1992. 

BALABAN, Mehmet Ali, Balaban Aşireti Soy Seceresi, (Kendi Yayını), İstanbul, Ekim 1998.

DERSİMİ, Nuri, Hatıratım, Doz Yayınları, İstanbul, Ekim 1997.

DERSİMİ, Nuri, Kürdistan Tarihinde Dersim, Doz Yayınları, İstanbul, Ekim 1997.

FIRAT, M. Şerif, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, Türk Kültürü Araştırma Enstütüsü Yayınları, 5. Baskı, Ankara 1983.

IŞIK, Adnan, Malatya (1830-1919), (Kendi Yayını), İstanbul, 1998.

ŞAHHÜSEYİNOĞLU, Hasan Nedim, Anadolu Kültür Mozayiğinden Bir Kesit-BALIYAN, Ürün Yayınları, Ankara, Nisan 1996

ŞAHİN, Erdoğan, Erzincan Tarihi, Erzincan Hayra Hizmet ve Dayanışma Vakfı Yayını, Erzincan, 1987.

ŞAPOLYO, Enver Behnan, Mezhepler Tarikatlar, Türkiye Yayınevi, İstanbul, 1974.

URAS, Esat, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, Belge Yayınları, İstanbul, 1976

2. BELGELER:
Telgraf, mektup, vesika, vs.ler.  Bunları Gül Ağa’nın torunu Müslüm GÜLŞEN’den temin ettik

3.      KAYNAK KİŞİLER:

GÜLŞEN, Müslüm. (yaş:66)
 
VURGU YAPILAN ve YARARLANILAN DİĞER KAYNAKLAR

1. KİTAPLAR:

AHMAD, Feroz, İttihat ve Terakki (1908-1914), Kaynak Yayınları, 4. Basım, İstanbul, Ekim 1995.

AKŞİN, Sina, Jön Türkler ve İttihat Terakki, İmge Kitabevi Yayını, 2. Baskı, Ankara, Kasım 1998.

BİRDOĞAN, Nejat, İttihat-Terakki’nin Alevilik Bektaşilik Araştırması (Baha Sait Bey), Berfin Yayınları, 2. Basım, İstanbul, Ekim 1995.

GÖKALP Ziya, Kürt Aşiretleri Üzerine Sosyolojik Tetkikler, (Haz. Şevket BEYSANOĞLU), Sosyal Yayınları, İstanbul, 1992.

 TUNAYA, Tarık Zafer, Türkiye'de Siyasal Partiler (Cilt: III), Hürriyet Vakfı Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Temmuz 1989.

3. MAKALELER:


ÖZGÜL, Vatan, Etimolojik Açıdan Balaban, Halkbilimi Dergisi, 12. Sayı, Ankara, Yaz      1999.

ÖZGÜL, Vatan, Kızılbaşlık’ın Gelişimi ve Türkmenler Üzerine Bir Deneme, Folklor/Edebiyat Dergisi, 23. Sayı, Ankara, Yaz 2000.

ÖZGÜL, Vatan, 19. Yüzyıl’dan Önce Balaban Aşireti, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 14. Sayı, Ankara, Yaz 2000

DİPNOTLAR

[1] Yardımlarından dolayı Müfit YÜKSEL ve Dr. Ali AKTAŞ’a teşekkür ederim. Balaban sözcüğünün kökeni hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Vatan ÖZGÜL, Etimolojik Açıdan Balaban; Kızılbaşlık ve Türkmenlik’in tarihsel gelişimi hakkında genel bir bilgi için bkz. Vatan ÖZGÜL, Kızılbaşlık’ın Tarihsel Gelişimi ve Türkmenler Üzerine Bir Deneme; ayrıca bkz. Vatan ÖZGÜL, 19. Yüzyıl’dan önce Balaban Aşireti

[2] bkz.ekler 1

[3] İttihat ve Terakki ile ilgili olarak bkz., Feroz AHMAD, İttihat ve Terakki; Tarık Zafer TUNAYA, Türkiye’de Siyasal Partiler, Cilt 3; Sina AKŞİN, Jön Türkler ve İttihat Terakki

[4] bkz. Nejat ,BİRDOĞAN, İttihat-Terakki’nin Alevilik Bektaşilik Araştırması (Baha Sait Bey)

[5] Enver Behnan ŞAPOLYO, Mezhepler Tarikatlar, s. 2, 3; Esat URAS, Tarihte Ermeniler ve Ermeni Meselesi, arka kapak; Vurgular bana ait

[6] bkz. Ziya GÖKALP, Kürt Aşiretleri Üzerine Sosyolojik Tetkikler.

[7] bkz. ekler 2

[8] Bu bilgiyi torunu Gül Ağa’nın torunu Müslüm GÜLŞEN’den aldık. (Müslüm GÜLŞEN, yaş:66)

[9] bkz. Mehmet Ali BALABAN, Balaban Aşireti Soy Seceresi; 

[10] Resmi ve resim ile ilgili bilgileri Gül Ağa’nın torunu Müslüm GÜLŞEN’den aldık (Müslüm GÜLŞEN, yaş:66)

[11] bkz. ekler 3

[12] bkz.ekler 6

[13] bkz. Ali Kemali, Erzincan Tarihi, s. 70

[14] bkz. Nuri DERSİMİ, Hatıratım, s. 71

[15] bkz.ekler 4 ve 7

[16] bkz. Ali Kemali, Erzincan Tarihi, s. 415-418. En fazla nüfusa sahip olan aşiret yine bir Kızılbaş aşireti olan Şadıllı aşiretidir. (bkz. a.g.e. s. 415-418)

[17] bkz. Mehmet Ali BALABAN, Balaban Aşireti Soy Seceresi, s. 38

[18] bkz. M. Şerif FIRAT, Doğu İlleri ve Varto Tarihi, s. 101

[19] Nuri DERSİMİ, Kürdistan Tarihi’nde Dersim, s. 22

[20]bkz. Hasan Nedim ŞAHHÜSEYİNOĞLU, Anadolu Kültür Mozayiğinden Bir Kesit-BALIYAN

[21] Adnan IŞIK, Malatya (1830-1919), s. 181, 185, 197, 208, 231

[22] bkz. a.g.e., s. 204, 277

[23] a.g.e. s. 380

[24] bkz. ekler 5

[25] bkz.ekler 5,9,10; Ali Kemali, Erzincan Tarihi, s. 313

[26] bkz. ekler 5 ve 7

[27] bkz. ekler 8

[28] bkz. ekler 9

[29] bkz. Erdoğan ŞAHİN, Erzincan Tarihi, 2. cilt, s. 353

[30] bkz. ekler 10

[31] Elimizdeki kopyada parantez içindeki kısım maalesef gözükmemektedir.  Ancak orijinalinde bulunmaktadır.

16. SAYI - Kis 2000

http://www.hbektas.gazi.edu.tr/portal/html/modules.php?name=News&file=print&sid=266

------------------------------------------------------------------------------

PDF: http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/16-125-136.pdf


  

 
  Heute waren schon 2 ziyaretçi (3 klik) hier! PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ