PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ
   
  PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ
  Aşiret Mensuplarından Oluşturulan Milis Birlikleri
 
"

Sansa Mountain Gate, Tanyeri, Erzincan

O.Seref Haliciogluhttp://www.panoramio.com/photo/6554871 


 

Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas Cephesi'nde Aşiret Mensuplarından Oluşturulan Milis Birlikleri

Doç. Dr. Mehmet Evsile 

ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 36, Cilt: XII, Kasım 1996
 

 
Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas (Doğu) Cephesi, savaşın başlangıcından 1916 yılının Mayıs ayı ortalarına kadar 3. Ordu; bu tarihten itibaren 2. Ordu’nun bölgeye intikali ile 3. ve 2. Ordular tarafından savunulmuştur. 2. Ordu’nun cepheye katılması ile Kemah-Pülümür-Hınıs hattının kuzeyi 3. Ordu; güneyi de 2. Ordu’nun sorumluluk bölgesi olarak tesbit edilmiştir.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde aşiret mensuplarının oluşturduğu askerî organizasyonun başlangıcı, II. Abdülhamit devrine kadar gitmektedir. 1891 yılında Hamidiye Hafif Süvari Alaylan’ın kurulduğu bilinmektedir. II. Meşrutiyet devrinde bu teşkilât önemli ölçüde gevşemişse de Birinci Dünya Savaşı sırasında gördüğümüz aşiret birliklerinin Hamidiye Hafif Süvari Alayları’nın devamı olduğu anlaşılmaktadır. [1] 

Çalışmalarımızı yürüttüğümüz Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivinde, Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesinde aşiret birliklerinin teşekkülüne zemin teşkil edecek herhangi bir belgeye rastlamadık. Ancak, 2 Temmuz 1915 tarihinde Sağ Cenah Grup Komutanlığı’ndan 3. Ordu Komutanlığı’na gönderilen bir belgede, Teşkilât-ı sabıkanın eşkal-i tamamı olan Aşiret Alayları tabiri dikkatimizi çekmektedir. Bu belge, aşiret birliklerinin eski teşkilâtın benzeri olduğu hususunda bize fikir veren önemli bir belgedir.[2] 3. Ordu’nun kuruluşunda, İhtiyat Süvari Tümenleri olarak varlığını devam ettiren aşiret birlikleri, eski teşkilatın izlerini önemli ölçüde kaybederek Milisler [3] ve daha sonra da Gönüllü Müfrezeler [4] isimleri ile anılmaktadır.

Şimdi kronolojik sırayı da dikkate alarak önce 3. Ordu bölgesindeki, sonra da 2. Ordu bölgesindeki Milis Teşkilâtı’nı inceleyelim:

3. Ordu Milis Teşkilâtı: 3. Ordu’nun savaştan önceki kuruluşu, 7 Haziran 1914 tarihinde belirlenmiştir. Ancak Avrupa’da savaşın başlaması üzerine, 2 Ağustos 1914’te bir Seferberlik Emri yayınlanarak mevcut kuruluşa bazı ilâveler yapılmıştır.

Aşiret birliklerinden oluşan İhtiyat Süvari Tümenleri de, bu safhada ordunun kuruluşuna katılmıştır.[5]  Toplam 4 İhtiyat Süvari Tümeni ile Van İhtiyat Bağımsız Süvari Tugayi’nın 1 Kasım 1914 tarihindeki sefer kuruluşları şöyle idi: [6]

1. İhtiyat Süvari Tümeni: Komutanı: Albay Muhlis.

1. Hınıs Alayı : Dört bölüklü
2. Hınıs Alayı : Dört bölüklü
3. Hınıs Alayı : Dört bölüklü
4. Hınıs Alayı : Dört bölüklü
5. Hasankale Alayı : Dört bölüklü
25. Hınıs Alayı : Dört bölüklü

2. ihtiyat Süvari Tümeni: Komutanı: Yarbay Abdurrahman.

7. Karaköse Süvari Alayı : Dört bölüklü,
8. Karaköse Süvari Alayı : Dört bölüklü,
9. Karaköse Süvari Alayı : Dört bölüklü,
10. Karaköse Süvari Alayı : Dört bölüklü,
11. Karaköse Süvari Alayı : Dört bölüklü,
12. Karaköse Süvari Alayı : Dört bölüklü,
13. Beyazıt Süvari Alayı : Beş bölüklü,
14. Beyazıt Süvari Alayı : Altı bölüklü.

3. İhtiyat Süvari Tümeni: Komutanı: Yarbay Cemil.

15. Kop Süvari Alayı : Dört bölüklü,
16. Erciş Süvari Alayı : Beş bölüklü,
17. Muradiye Süvari Alayı : Dört bölüklü,

26. Kop Süvari Alayı : Beş bölüklü,
27. Erciş Süvari Alayı : Dört bölüklü,
28. Muradiye Süvari Alayı : Dört bölüklü.

4. İhtiyat Süvari Tümeni: Komutanı: Mehmet Sait.

20. Cizre Süvari Alayı : Dört bölüklü,
21. Mardin Süvari Alayı : Dört bölüklü,
22. Mardin Süvari Alayı : Dört bölüklü,
23. Viranşehir Süvari Alayı : Beş bölüklü,
24. Siverek Alayı : Beş bölüklü.

Van İhtiyat Bağımsız Süvari Tugayı: Komutanı: Yarbay Süleyman.

18. Özalp (Saray) Süvari Alayı : Beş bölüklü,
29. Özalp (Saray) Süvari Alayı : Altı bölüklü,
19. Başkale Süvari Alayı : Beş bölüklü,
30. Hanik (Van) Süvari Alayı : Dört bölüklü.

İhtiyat Süvari Tümenleri’nin seferberlikleri için barış zamanında herhangi bir hazırlık yapılmamıştı. Bu tümenler, mensup oldukları aşiretler ve bölgenin imkânlarına göre seferberliklerini yapmak zorunda kalmışlardır. Kolordular, kuruluşlarında bulunan nizamiye birliklerinin seferberlikleri ile uğraştıklarından, bunlarla ilgilenmeye fırsat bulamamışlardır. Hatta kolordular, bu tümenlerin kaynağı olan aşiretlerin hayvanlarını da aldıklarından, bunlara çok yaşlı ve iş göremeyecek durumda hayvanlar kalmıştır.

İhtiyat Süvari Tümenleri’ne büyük çaplı piyade tüfekleriyle adî Martin tüfekleri ve cephanesi yeteri kadar verilmiş; topçu ve diğer teknik birlikler verilememiştir. Giyecek ve teçhizat verilemediğinden, erler mahallî kıyafetleriyle kalmışlardır. Seferberliğin ilânında bu tümenlerin erleri yaylalarda çadırlarda bulunduklarından, toplanmaları çok gecikmiştir. Subaylar ve erler yeterli eğitimi alamamışlardır. Bu tümenlerin seferberlikleri, birçok eksikliklerle birlikte 42. günde tamamlanabilmiştir. [7] 

]

Bu arada ihtiyat Süvari Tümenleri’nin tek elden sevk ve idaresi düşünülmüş ve 3 Kasım 1914 tarihinde 1. ve 4. İhtiyat Süvari Tümenleri birleştirilerek İhtiyat Süvari Kolordusu teşkil edilmiştir. [8] 
İhtiyat Süvari Tümenleri, 7-12 Kasım 1914 tarihleri arasında cereyan eden Köprüköy Muharebeleri’ne, 17-20 Kasım 1914 tarihlerinde cereyan eden Birinci Azap Muharebesi’ne katılmışlardır. Ancak gerek eğitimsizlik ve gerekse disiplinsizlikleri yüzünden bu birliklerden istenilen seviyede verim elde edilememiştir. Bunun üzerine 21 Kasım 1914 tarihinde İhtiyat Süvari Kolordusu lağvedilerek, bu kolorduya bağlı tümenler, 2. Nizamiye Tümeni’ne dahil edilmiştir. [9]    Bundan sonra aşiret birlikleri, bu tümenin emrinde askerî harekâta katılmışlardır. Böylece 3. Ordu’nun kuruluşunda İhtiyat Süvari Tümenleri olarak yer alan Aşiret Alayları’nın bu statüsü sona ermiştir. Hattâ bazı yazarlar, bunların uzantısı oldukları Hamidiye Alayları’nın Birinci Dünya Savaşı’nda bu şekilde tarihe karıştığını ifade etmektedirler. [10]  
 


Bu arada Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın emrindeki birliklerin önemli bir kısmının Allahüekber Dağları’nda kaybedilmesi olayından sonra Aşiret Alayları, ümitlerini keserek kafileler halinde cepheden firar etmişlerdir. Bunlar, daha sonra Doğu Anadolu’nun dağlık bölgelerinde eşkıyalık ve soygunculuk olaylarına karışmışlardır. [11] 


Ancak imkânsızlıklar içinde bulunan ve ilerleyen Rus kuvvetlerini durdurma çareleri arayan 3. Ordu Komutanlığı, 11 Mayıs 1915’te Muş Talimgâh Komutanı Binbaşı Osman Bey’e, talimgahtaki silâh miktarı kadar er ile Malazgirt istikametinde ilerlemesi, yolda rastlayacağı milis ve sair kuvvetleri de emrine alarak, Ruslar’ın Muş ve Hınıs istikametinde ilerlemesinin önlenmesini emretti. [12]  Böylece aşiret birlikleri, eskisinden daha düzensiz bir şekilde yeniden ihtiyaç görülen bölgelerde ordu emrine girmişlerdir. Bu çerçevede Cibranlı Aşireti ile Hormek ve Lolan halklarının cepheye sevkedildiği, Cibranlı 3. Aşiret Alay Komutanı Yarbay Mahmut Halil Bey’in büyük yararlılıklar göstererek Pasinler’de şehit olduğu, Rus ordusunun Pasinler’e kadar ilerlediği, Pasinler’de Cibranlı 2. Aşiret Alay Komutanı Halit Bey’in yaptığı fedakârlıktan dolayı Albay rütbesine terfî etmiş olduğu, Hasenanlı Aşireti’nin önemli faaliyetler yaptığı, Halil, Aslan ve birçok ağalarının şehit olduğu, Sipkanlı Abdülmecit Bey’in savaş meydanında ağır yaralandığı, fakat bütün bunlara rağmen Rus ordusunun her gün biraz daha ilerleyerek asker ve aşiret alaylarını zor durumda bıraktığı tesbit edilmiştir. [13] 

Rus işgalinin yayılması, 1916 yılı Mart ayının başlarında Bitlis ve Muş’un işgal altına girmesi, bölgede yeni bir durum ortaya çıkarmış, gerek işgal hareketinin önüne geçilmesi, gerekse tehlikeli bir hal alan Diyarbakır istikametinin korunması düşüncesiyle, Çanakkale Cephesi’nden çekilen 2. Ordu’nun bölgeye intikaline karar verilmiştir.

2. Ordu Milis Teşkilâtı: 2. Ordu bölgesindeki aşiret birliklerine baktığımızda, 3. Ordu’daki İhtiyat Süvari Tümenleri gibi düzenli bir yapının bulunmadığını görüyoruz. Her ne kadar 2. Ordu’ya bağlı tümenlerin resmî kuruluşlarında aşiret birlikleri varsa da, buradaki birliklerin daha küçük ölçülerdeki milis kuvvetleri ve müfrezeler şeklinde oldukları görülmektedir. 2. Ordu’daki milis teşkilâtını doğuran sebepler, 3. Ordu’daki durumdan farklı olarak aşağıdaki şekilde tespit edilmiştir:

1- Bitlis ve Muş’un düşman işgaline girdiği tarihte bölgede düzenli ordu denebilecek birliklerin miktarı yok denecek kadar azdır. 2. Ordu’ya bağlı tümenlerin bölgeye intikali de, ancak Ağustos 1916 tarihine kadar gerçekleşebilmiştir. Bu arada düşman ilerleyişini durdurmak ve bazı bölgelerde oyalamak amacıyla milis birlikleri teşkil edilmiştir. Dolayısıyle bu birlikler, bu husustaki ihtiyacı karşılamak üzere, özellikle savunma muharebeleri sırasında peyderpey toplanmışlardır. Meselâ 22 Mart 1916 tarihinde, 16. Kolordu Komutanlığı’na verilen bir raporda, Çapakçur Müfrezesi’nin Kulp kuzeyindeki Şin köyünden başlamak üzere Kiranzık-Mezra-i İmam-Eruh Boğazı-Dersim Karabay-Buğlan Gediği-Çanlıkilise-Mezra-i Şardan’dan Çapakçur Boğazı’nda bulunan Siği’ye kadar uzanan geniş bir cepheye yayıldığı, müfrezenin sol kanadında Oğnut Müfrezesi’nin; Eruh civarında ise Ardeşen Milisleri’nin bulunduğu ifade edilmektedir. [14]  25 Mart 1916’da 5. Tümen’den 16. Kolordu’ya gelen bir raporda, Van Gölü Güney Müfrezesi’nden bahsedilmektedir. [15] 

31 Mart 1916 tarihinde 16. Kolordu’nun kuruluşunda bulunan birlikler arasında Mutki Müfrezesi’nden söz edilerek, bu müfrezenin taarruz eden düşman kuvvetlerini Kerp istikametinde geriye atmaya muvaffak olduğu; Silvan Müfrezesi’nin Şin köyünde olup, gönüllülerden bir kısmının Geligüzen-Kozma Gediği-Eruh hattında olduğu, bir kısmının da Ardeşen’de bulunduğu anlatıldıktan sonra Muş-Kulp istikametindeki Şin Müfrezesi (Kürtlerden oluşmuş 700 silâhlı) bölgesinde sükûnetin mevcut olduğu bildirilmektedir. [16] 

2 Nisan 1916 tarihinde 5. Tümen’in 16. Kolordu’ya verdiği bir cevap yazısında, Hizan Müfrezesi’ne belirtilen konuda gereken emirlerin verildiğini, gönüllülerin Nebat dağını tutmaya çalıştıkları anlatılmaktadır. [17] 

Yine 2 Nisan 1916’da 16. Kolordu Komutanı’nın Çapakçur Müfreze Komutanı’na verdiği emirde, Palu Müfrezesi’nin Dersim asilerini bastırmaya çalıştıkları; Kulp Müfrezesi Komutanı’na verdiği raporda, düşmanın Kızılağaç’taki kuvvetlerini takviye ettiği hususunda bilgi verdiği anlaşılmaktadır. [18] 

2 Nisan 1916’da 16. Kolorduca, Şin güneyindeki Yüzbaşı İsmail Hakkı’ya verilen bir raporda, Eruh Müfrezesi’nin Buğlan gediğinde üç gün üç gece düşman taarruzuna karşı koyduğu, bu harekât sırasında Buğlan Müfrezesi’nin de taktik bir rol üstlendiği ifade edilmektedir. [19] 

Bu müfrezelerin tamamının bölgedeki savunma muharebelerinde aktif rol oynadıkları söylenebilir.

2- Oturdukları bölgeler işgale uğrayan bazı aşiret mensuplarının hem mağduriyetlerinin önlenmesi, hem de bu aşiretlerin gittikleri yerlerde huzursuzluk çıkarmalarını engellemek üzere bunlardan milis birlikleri oluşturma yoluna gidilmiştir. Bu konuda 2. Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa, hatıratında şu bilgileri vermektedir: [20] 

“Cepheye vardığımda büyük ölçüde Ermeni göçü bitmişti. Münferit bazı istenmeyen hareketler bilinir ve duyulursa büyük bir içtenlikle engellemeye çalışıyordum. Fakat memleketleri istilâya uğrayıp bu tarafa göç ve iltica etmiş olan Kürt aşiretlerinin batı vilâyetlerine gönderilmesine hükümet tarafından teşebbüs olunmuştu ki, bunun da büyük ölümlere ve başka türlü zararlı olaylara sebebiyet vermesi düşünülebilirdi. Dolayısıyle Kürt aşiretlerinden süvari teşkil edeceğimi öne sürerek bu göçün engellenmesine elden geldiğince çalıştım. Bu sayede aşiretler civardaki boş arazide yerleştirilerek bir ikisinden de oldukça faydalı ve değerli süvari kıt’aları teşkil edilebildi. Bu muamelenin manen ve diğer suretlerle de iyi etkileri görüldü. Bu sırada Diyarbakır Vilâyeti’nde ortaya çıkan bazı eşkıya kaynakları kendiliğinden kurudu.”

2. Ordu Komutanlığı bölgesindeki milis birlikleriyle ilgili ilk ciddî düzenlemenin 16. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa tarafından yapıldığı görülmektedir. Milis birliklerinin daha verimli bir şekilde kullanılması için, bunların esaslı bir teşkilâta bağlanması düşüncesiyle 16. Kolordu Komutanı, 6 Nisan 1916 tarihinde Sason ve Mutki bölgelerinde bulunan milis kuvvetleri için şu talimatı yayınlamıştır: [21] 

1- Mutki bölgesindeki milisler, Hacı Musa Bey komutasında olarak Kerp-Bitlis istikameti ile Tatvan batısında Korsuvak-Hövükşiyan-Kepişan-Ezirget istikametinde Mutki bölgesi içerisinde ilerlemeye çalışacak, düşman çete ve kuvvetlerine karşı adı geçen istikametleri örtmek ve korumakla beraber düşmanın geri atılmasına çalışacaktır. Her fırsattan faydalanarak Bitlis ve Muş ovalarına doğru sarkan düşmanı taciz edecektir.

Hacı Musa Bey, 5. Tümen’in Duhan Boğazı’nın batısında bulunan kuvvetleriyle aralıksız olarak irtibatta bulunacak ve Bitlis’e karşı yapılacak harekâta katılacaktır.

2- Sason bölgesinde bulunan milis ve gönüllüler, Mahbuban ve Tabuk üzerlerinden Sason’a gelen istikametleri koruyacaktır. Ayrıca düşman çetelerini geri atmaya ve Bitlis-Muş ulaştırma hattı üzerine doğru ilerleyerek düşmanı taciz etmeye çalışacaktır. Bu bölgedeki gönüllüler reislerinin emir ve komutasında bulunacaklardır. Sason Askerlik Şube Başkanı, müfrezelerimizin harekâtını düzenlemekle ve maksada uygun idare etmek hususunda emir ve talimat vermek ve bölgesinin korunması hususunda gereken askerî tedbirleri almakla görevlidir.

3- Mutki ve Sason bölgelerindeki müfrezeler, 5. Tümen Komutanı’nın emrinde olup, her hususta gereken emri kendisinden alacaklardır.

4- Mahallindeki en büyük mülkiye memurları dahi, müfrezelerimizin ihtiyacını sağlamak ve halkın moralini yüksek tutmak hususunda birliklerle işbirliği yapacaklardır.

5- Bu talimat, Bitlis Vilâyeti’ne, 5. Tümen Komutanlığı’na, Sason Askerlik Şube Başkanlığı’na ve Şin Müfreze Komutanlığı’na gönderilmiştir.

10 Nisan 1916 tarihinde 16. Kolordu’nun durumu hakkında 2. Ordu Komutanlığı’na verilen raporda milislerle ilgili şu bilgiler yer almaktadır: [22] 

5. Tümen Cephesi:

1- Botan Suyu ile Van Gölü’ne akan Güzeldere arasındaki Hizan bölgesinde Van Gölü Güney Müfrezesi vardır. Bunun kuvveti Yarbay Ali Bey komutasında 1000 kişilik bir piyade taburu ve 300 milisten ibarettir.

2- Bitlis Boğazı ile Muş-Bitlis yolu üzerinden Nuh’tan 5 kilometre kadar doğuda bulunan Hotayta silsilesini aşarak gelen yol ile, bu yolun birleştiği İrzak Sokul arasındaki Mutki bölgesinde Hacı Musa komutasındaki Gönüllü Müfrezesi vardır. Bu müfrezelerin mevcudu belli ve sınırlı değildir. Bunların görevi, Bitlis batısında harekâtta bulunarak, tümenin harekâtını kolaylaştırmakla beraber, Korsuvak ve Ziran’dan Muş ovasına inerek Bitlis-Muş arasındaki düşmanın irtibatını güçleştirmektir.

4 Nisan 1916’da Nuh’tan Korsuvak istikametinde ilerleyen Rus kuvvetleri yenilmiş ve beş esir alınmıştır. Bitlis batısındaki Kerp üzerinden de bir tabur kadar düşman kuvvetinin Mutki’nin merkezi olan Tatvan’a ilerlemesi üzerine, Musa Bey, kuvvetinin bir kısmını, bu düşmana karşı göndermiş ve düşmanı mağlup etmiştir.

3- Mutki bölgesi batı sınırı ile Taluri suyu arasındaki Sason bölgesi, kaza merkezi olan Kabilcevaz (Sason) Askerlik Şubesi Başkanı Yüzbaşı Ahmet komutasında ve kendi reisleri de emrinde olmak üzere yeni teşkil ettiğim milis müfrezemiz vardır. Bunların kuvvetleri henüz bir şekil almadı. Vazifesi, Muş’un 6 kilometre doğusunda Kortik dağının doğusundan gelen yol ile Taluri suyu vadisinin ve bu istikamette Beleki kuzeybatısındaki Mahbuban üzerinden Sason’a gelen istikametleri kapatmak ve düşmanı taciz etmektir.

17. Alay Bölgesi:

Kozma Dağı ve güneyindeki Taluri suyu ile Murat suyu sol kıyısında, Muş-Genç yolu arasındaki Kulp bölgesinde 27 Mart 1916’da Çapakçur Müfrezesi cephesine düşman tarafından yapılan taarruzlar üzerine, dağılmaya başlayan milislerin Lice ve Hani’den gönderilen milis ve jandarmalarla takviye edilerek, direnmeleri sağlanmış ve bunların halen 700 kadar milis ve 70 kadar jandarmadan kurulu bir kuvvet halinde Şin’de ve Şin kuzeyindeki Kozma Gediği’nde ve Kozma Dağı’nın doğu ve batısından Şin’e gelen yollar üzerinde bulunmaktadır.

Şimdilik kendisine Kulp bölgesinin komutanlığını verdiğim alay komutanının görevi, Kozma Dağı geçitlerini kuzeyden korumak ve milis gönüllüler ile Muş ve Murat suyu arasındaki sahada taarruzî hareketlerle düşmanı taciz ve meşgul etmektir. 

Palu Bölgesi:

Bölgede, Diyarbakır’dan, Lice’den ve Harput’tan getirilen, sayıları bini geçen milis ve jandarmalardan kurulu müfrezeler bulunmaktadır.

Bu müfrezeler Çapakçur Müfreze Komutanlığı’na bağlanmış olup, bir kısım kuvvetle de Çapakçur Müfrezesi takviye ettirilmiştir.

Bu düzenlemelerden sonra 2. Ordu bölgesindeki milisler, 12-15 Temmuz 1916 tarihinde meydana gelen Kulp muharebelerine, 2-9 Ağustos 1916 tarihleri arasında meydana gelen Muş-Bitlis muharebelerine, 5 Ağustos 1916’da cereyan eden Çapakçur muharebelerine ve 27 Ağustos 1916 tarihinde meydana gelen Oğnut muharebelerine katılmışlardır.

Birinci Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi’nde görülen önemli bir faaliyet de memleketleri işgal edilen aşiretlerin diğer bölgelere iskânı meselesi olmuştur.

8.3.1916 tarihli 2. Ordu Komutanlığı’ndan Diyarbakır Valiliği’ne gönderilen bir yazıda, Diyarbakır ve civarına göç edip buradan dahi sevk edilmekte bulunan ihtiyat Süvari Alayları’na mensup aşiret reisleri, aşiret erleri ve ailelerinin savaş bölgesine yakın yerlerde iskân edilmeleri ve bunların iaşelerini sağlamak için gerekli tedbirlerin alınmasını istemektedir. [23] 

2. Ordu Komutanlığı’ndan 5.8.1916 tarihinde 16. Kolordu Komutanlığı’na, 2. Menzil Müfettişliği’ne ve Diyarbakır Vilâyeti’ne verilen yazıda, muharebe hattında vatanî görevlerini ifâ etmekle meşgul olduklarını beyan ederek iskân ve iaşelerinin sağlanması için Cibranlı Aşireti’nden oluşan İhtiyat 25. Alay Komutanı Ali Haydar imzası ile bir telgraf alındığı ifade edilerek, bu konuda gereken hazırlıkların yapılması istenmiştir. [24] 

12.9.1916 tarihinde 2. Ordu Komutanlığından 4. Kolordu Komutanlığı’na bildirilen yazıda, Haydaranlı Aşireti’ne mensup bir teğmen ve maiyetinin gelerek, 4. Kolordu emrine verilen 60 aşiret erinin ailelerinin iskânlarının temin edilmesi için bunların isimlerinin liste haline getirilmesi gereği ifade edilmiştir. [25] 

2. Ordu Komutanlığı’na yazılan bir başka yazıda, Cibranlı Aşireti’nden oluşan 3. ihtiyat Süvari Alayı’na mensup subaylar ve erlerin ailelerinin Elâzığ Vilâyetiyle, Siverek ve Urfa livaları dahilinde iskânlarının sağlanması gereği bildirilmiş,[26]  bu tebliğe karşılık 2. Ordu Komutanlığından, Kafkas Ordu Grubu Komutanlığı’na verilen cevapta, Cibranlı Aşireti’ne mensup erlerin bir kısmının Urfa livasına bağlı Buâyab nahiyesine yerleştirilmiş olduğu bildirilmiştir. [27] 

2. Kolordu Komutanlığından 2. Ordu Komutanlığı’na bilgi verilen bir başka yazıda da, orduya hizmet etmiş ve halen etmekte olan Baba Bey Aşireti’ne mensup aşiretlerin ailelerinin ve akrabalarının erkek ve kadın nüfusları tesbit edilerek Diyarbakır Vilâyeti dahilinde Derik civarında iskân edilme arzuları bildirilmektedir. [28] 

4. Alay Süvari Subayı tarafından 2. Ordu Komutanlığı’na verilen bir dilekçede ise, Zerikan Aşireti’nden Kolyon Bey başkanlığında 4. ihtiyat Süvari Alayı’na mensup 280 erin isimlerinin yer aldığı listeleri getirdiği kaydedilmektedir. [29] 

2. Ordu bölgesinde muharebelerin kesilmesi üzerine, ordu komutanlığı tarafından, daha sonraki faaliyetlere esas olmak üzere sorumluluk bölgesinde yer alan aşiretlerin iskân krokileri hazırlanmıştır. Bu krokiye göre aşiretlerin yaşadığı mahaller, şöyle tesbit edilmiştir: [30] 

3. Ordu ile 2. Ordu’yu birbirinden ayıran Kemah’ın güneyinden başlayıp, daha güneye doğru Hozat’a kadar Seydanlı, Şeyh Hasenanlı, Batı Dersim; doğuya doğru Pülümür’e kadar Pülümür, Mazgirt istikametine doğru Hasenanlı, Nazimiye, Doğu Dersim, Çan ve Ekrek aşiretleri.

Bu bölgeden güneye doğru Palu ile Darahini arasında Palu Aşiretleri, Çapakçur ve Darahini Aşiretleri, Kulp’tan Silvan’a kadar olan bölgede Zerikân, Hıyan, doğuya doğru ise Muş-Bitlis arasında Sason, Zamanhan, Mutki ve Pirân Aşiretleri.

Silvan’dan Mardin-Siirt arasına uzanan bölgede Reşkütân, Babûs, Penciyâr, Raman, Dükşüdî, Behramkî, Kikî, Südgiçî, Ömergân ve Havrikî Aşiretleri.

Siirt’ten Botan çayının güneyi boyunca uzanan bölgede Eruh Aşiretleri, Şirvan Aşiretleri, Şırnak Pervari Aşiretleri, Halilân, Hoyşinân ve Kiravyan Aşiretleri.

Siverek bölgesinde Karakeçili Aşiretleri.

Viranşehir bölgesinde Milli aşiretlerinin oturdukları belirlenmiştir.

Bundan sonra 2. Ordu’nun cephe gerisindeki hizmetlerin yerine getirilmesi için yukarıdaki aşiretlerin bir kısmından istifade edilerek milis birlikleri meydana getirilmiştir. Bunların teşkilâtı da şu şekilde tesbit edilmiştir: [31]

2. Kolordu:

Genç Milis Alayı: Komutanı, Yarbay Emir Bey, 3 taburlu bir alay,

Dariki Milis Alayı: Komutanı, Hacı İsmail Ağa, 3 taburlu bir alay,

Piçar Milis Alayı: Komutanı, Salih Bey, 3 taburlu bir alay,

Hıyan Milis Alayı: 3 taburlu bir alay,

Çapakçur Milis Taburu

Sason Milis Taburu

Birinci Milis Amele Taburu

4.Kolordu:

Şeyh Şerif Milis Alayı: 3 taburlu bir alay,

Pülümür Milis Alayı: Komutanı, Yarbay Mustafa Bey, 3 taburlu bir alay

Nazimiye Milisleri: 1 tabur,

Birinci Şeyh Hasenanlı Alayı: Komutanı, Kanfuzade Mehmet Ağa, 3 taburlu bir alay,

İkinci Şeyh Hasenanlı Alayı: Komutanı, Seyit Rıza Ağa, 4 taburlu bir alay,

Seydanlı Birinci Alayı: Komutanı, İdare İbrahim Ağa, 2 taburlu bir alay,

Seydanlı İkinci Alayı: Komutanı, Kasımoğlu Mustafa Ağa, 3 taburlu bir alay ve 1 bölük Pejkar bölüğü,

Müstakil Kalan Taburu,

Çan Taburu,

Ekrek Taburu,

Ohi Amele Taburu,

Bulanık Amele Taburu,

Karaçor Amele Taburu,

5.Tümen

Mutki Milis Alayı: Komutanı, Musa Bey, 4 taburlu bir alay,

Müstakil Mutki Taburu,

Penciyâr Milis Taburu,

Dancûb Müfrezesi Milis Kıtası,

Haydaranlı Bölüğü,

Hasenanlı Bölüğü,

Şeyh Masum Bölüğü,

Zamanhan Bölüğü,

Halîlan ve Hoyşinân Bölüğü.

Bu şekilde oluşturulan milis birlikleri, cephe gerisindeki bazı hizmetleri yapmak üzere görevlendirilmişlerdir. Buna göre milis alaylarının görev yerleri şu şekilde belirlenmiştir: [32]

Genç Milis Alayı: Murat güneyi Kıran deresinden Masalla deresine kadar olan bölgede örtme faaliyetinde,

Dariki Milis Alayı: Heşek Meydanında,

Picar Milis Alayı: Bir taburu Lice-Hazro, bir taburu Hani-Merivân yolunda inşaatla meşgul,

Kulp Milis Alayı: Şin-Pasur yolunda inşaatta,

Hıyan Milis Alayı: Pasur-Hazro yolunda inşaatta,

Çapakçur Milis Taburu: Elmalı’da,

Lice Milis Taburu: Tuzla’da yol inşaatında,

Sason Milis Taburu: Kalurik-Moguruk hattında,

Birinci Milis Amele Taburu: Pasur-Hazro yolunda inşaatta,

Şeyh Şerif Milis Alayı: 12. Tümen bölgesinde Eznefir-Cürsan hattında,

Pülümür Milis Alayı: Doğu Dersim’de Yağacık-Sekbanbaba tepesi hattında,

Nazimiye Milisleri: Doğu Dersim’de Nazimiye civarında,

Birinci Şeyh Hasenanlı Alayı, İkinci Şeyh Hasenanlı Alayı, Seydanlı Birinci Alayı, İkinci Alayı, Müstakil Kalan Taburu : Batı Dersim bölgesinde,

Ekrek Milis Taburu: Haçtur’da 36. Alay bölgesinde,

Ohi Amele Taburu, Bulanık Amele Taburu, Karaçor Amele Bölüğü: 4. Kolordu bölgesinde yol inşaatında çalışmaktadırlar.

Mevaçikî Milis Alayı: Mutki Müfrezesi cephesinde,

Müstakil Mutki Taburu: Keltepe güney doğusunda 13. Alay bölgesinde,

Van Güney Müfrezesi: Sârik’te,

Haydaranlı Bölüğü: 15. Alay karargâhında,

Hasenanlı Bölüğü: Ali Han güney köylerinde,

Şeyh Masum Bölüğü: Raçor-Müskân hattında bulunmaktadır.

Çan Milis Taburu ve Penciyâr Milis Taburu ile Halîlân ve Hoyşinân Bölüğü’nün görev yerleri tesbit edilememiştir.

Sonuç olarak, yurt savunması karşısında gerek cephede, gerekse cephe gerisinde üzerlerine düşen her türlü görevi yerine getiren Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki aşiret mensupları, Mondros Mütarekesi’nin imzasından sonra ortaya çıkan Müdafaa-i Hukuk ve Müdafaa-i Vatan gibi cemiyetler içerisinde de yerlerini almışlar; Sivas Kongresi’nden sonra da bu kongrenin aldığı bütün kararlara iştirak ederek Türkiye’nin millî birlik ve bütünlüğü yolunda hizmet etmekten geri kalmamışlardır.



NOT: Bu makale 23 Kasım 1995 Kars’da, 24 Kasım 1995 Iğdır’da düzenlenen “Millî Birlik ve Beraberlik” panelinde sunulmuştur.

 

[1] Bayram KODAMAN. Sultan II. Abdülhamid’in Doğu Anadolu Politikası, İstanbul 1983, s. 94.

 

[2] Askerî Tarih ve Stratejik Etüd Başkanlığı Arşivi, Klasör: 2940, Dosya: 594, Fihrist: 7.

 

[3] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi, 2. Ordu Harekâtı, Genelkurmay Başkanlığı Yayını, Ankara 1978, s. 46.

 

[4]  Fevzi ÇAKMAK; Büyük Harpte Şark Cephesi Hareketleri, Genelkurmay Başkanlığı Yayını, Ankara 1936, s. 170.

 

[5]  Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, Kafkas Cephesi, 3. Ordu Harekâtı, Genelkurmay Başkanlığı Yayını, Ankara 1993, s 39.

[6]  a.g.e.. s. 50-51.
[7] a.g.e., s. 81.
[8] a.g.e., s. 116.
[9] a.g.e., s. 304.
[10] Tekin ERER; Kürtçülük Meselesi, İstanbul 1990, s. 23.
[11] M. Şerif FIRAT; Doğu illeri Ve Varto Tarihi, Ankara 1983 (5. Baskı), s. 143.
[12] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, 3. Ordu Harekâtı, Cilt: I, s. 690.
[13] Doğu illeri Ve Varto Tarihi, s. 143.
[14] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, 2. Ordu Harekâtı, s. 46.
[15] a.g.e., s. 47.
[16] a.g.e., s. 50-51.
[17] a.g.e.. s. 51.
[18] a.g.e., s. 51.
[19] a.g.e., s. 51.
[20] Ahmet İzzet Paşa; Feryadım, İstanbul 1992, Cilt: 1, s. 256-257.
[21] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, 2. Ordu Harekâtı, s. 54.
[22] Birinci Dünya Harbinde Türk Harbi, 2. Ordu Harekâtı, s. 56-58.
[23] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1 -7.
[24] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1-43.
[25] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1-46.
[26] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1-68.
[27] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1-76.
[28] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1-25.
[29] ATASE Arşivi, Klasör: 3197, Dosya: 3, Fihrist: 1-66.
[30] ATASE Arşivi, Klasör: 2933, Dosya: 567, Fihrist: 2.
[31] ATASE Arşivi, Klasör: 2673, Dosya: 178, Fihrist: 5-1.
[32] ATASE Arşivi, Klasör: 2673, Dosya: 178, Fihrist: 5-2.
 
 
* Ondokuz Mayıs Üniversitesi Amasya Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi -
- ATATÜRK ARAŞTIRMA MERKEZİ DERGİSİ, Sayı 36, Cilt: XII, Kasım 1996
     
      KAYNAK: 
     http://www.atam.gov.tr/index.php?Page=DergiIcerik&IcerikNo=715 

Sansa Mountain Gate, Tanyeri, Erzincan

O.Seref Halicioglu: http://www.panoramio.com/photo/6554902 
 
  Heute waren schon 2 ziyaretçi (14 klik) hier! PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ