PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ
   
  PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ
  Koçgiri İsyanı
 
"

 
İsmail Arabacı  


 
Koçgiri İsyanı'na Katılan Aşiretler
 

“Koçgiri, bir aşiretler topluluğudur. Birçok aşireti içinde barındıran bir aşiret konfederasyonudur. Aşiretlerin Kürt kökenli oldukları söylenmesine karşın, bu sav tartışmalıdır. İnanç olarak tümü Alevidir. Hafik, Zara, İmranlı, Refaiye, Suşehri, Kangal, Divriği ve Ovacık ilçelerinin köylerinde yaşarlar. Tümüyle Dersim kökenli aşiretlerdir. Bu yörede 135 köy vardır. Bunlar içerisinde, yalnızca 16 köy halkı Koçgiri aşiretindendir. 2000 km2'lik bir alana dağılan yörenin nüfusu bu tarihlerde 40.000 dolayındadır. Çoğunluk Kürtçe (Kurmancı) konuşmakla birlikte, Koçgiri halkı Türkçe de konuşmaktadır. İçlerinde Türkçe konuşan aşiretler de vardır. Oturdukları köy adları, çoğunlukla Tükçedir. Ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Koçgiri, beş büyük kabileden oluşur: İbolar, Sarular, Zazalar, Palular ve Kerteliler. En güçlüsü İbolar'dır. Bu kabilenin başkanı (reisi), Koçgiri aşiretinin en etkin olanı ve başkanıdır. Koçgiri Ayaklanması'nın düzenleyicileri ve öncüleri de bu kabile olmuştur.
Koçgiri aşiretinin bu dönemki başkanları, II. Abdülhamid'in paşalık verdiği Mustafa Paşa'nın oğullarından Alişan ile Haydar Bey kardeşlerdir. Bunlarla birlikte Koçgiri kabilelerini kayınbabaları Hacı Rasim, amcaları Mahmud ile İzzet, ayrıca Gülağaoğulları'ndan Mehmed İzzet, Naki, Hasan Askeri, Kazım ve Alişir yönetmektedirler. Haydar bey, İmranlı bucak müdürü; Alişan Bey'se, Refaiye kaymakam vekilidir. Ankara yönetimince Sivas milletvekilliğine aday gösterilirse de, aşiretleri hazırlanan ayaklamayı bölmek olarak değerlendirerek kabul etmez. Ali-şir (=Alişer) ise, Mustafa Paşa'nın ve daha sonraları da ailenin katipliğinde bulunmuş, Koçgiri ve Dersim aşiretleri içerisinde saygınlığı olan biridir. Türkçe şiirleri vardır. Çoğu, Dersim aşiretlerini ayaklanmaya özendirici şiirlerdir. Aşiret reislerinin çoğu, okumuş ve iyi yetişmişlerdir.


Koçgiri İsyanı'nda Milliyetçilik Etkeni
 

Koçgiri İsyanı, "Milliyetçi" bir temele dayanır. Kürt bağımsızlık hareketidir. Bağımsız Kürdistan devleti amaçlamıştır. Kürt bağımsızlık hareketinin ilk aşaması, Koçgiri Ayaklanması'yla denenmiştir. Koçgiri ayaklanması olarak başlayan ve yayılan bu eylem, giderek Dersim sorununa dönüşmüştür. Hareketin önderlerinden Nuri Dersimi'ye göre; "Koçgiri Kürt bağımsızlık savaşı, Kürdistan bağımsızlık savaşının bir aşamasıdır. Onunla bir meydan savaşı yitirilmiştir; ama savaş bitmemiştir." (Dersimi 1986: 105)
 

Koçgiri İsyanı, İngiliz destekli ve yönlendirmeli "Kürt Teali Cemiyeti'nin ürünüdür. Haydar Bey Mondros Mütarekesi sıralarında "Kürt Teali ve Teavün Cemiyeti"ne yazılmış, bu örgütün bir kolunu kendi yöresi olan İmranlı'da kurmuş ve başına geçmiştir. Bütün aşiret başkanlarını bu örgüte üye yapmıştır. "Jin" (Hayat) gazetesi yörede dağıtılmış ve "Jepin" adlı bir gazete çıkarılmıştır. Gazetede Kürt bağımsızlığına ilişkin yazılar yer almaktadır. Derneğin sekreterliğini üslenen Alişir, gazetenin dağıtımını ve okutulmasını da yürütmektedir. Dernek, İstanbul'daki genel merkezle ve Seyyid Abdülkadir Bey'le de ilişki içerisindedir.
 

Alişir de İstanbul'daki "Kürt Teali Cemiyeti" ve başkanı Seyyid Abdülkadir'le doğrudan ilişkidedir. Ermeni Mıgırdıç yoluyla Seyyid Abdülkadir'den talimat getirtmiş, 1920'lerde Refaiye'nin Şadıllı aşireti başkanlarından Paşa Bey'i on kadar insanla Ovacık ve Hozat'a göndererek ve "Hilafet Ordusu Müfettişi" sanını takınarak propaganda yaptırmış, "Avrupa'nın Kürtler'e verdiği özerkliği Ankara hükümeti'nin tanımasını, aksi durumda ayaklanacaklarını" duyurmuş ve bu alanda Kürtçe konferanslar vermiştir. Amaçlarının bağımsız Kürdistan olduğunu dile getiren bir muhtırayı "Kürt Teali Cemiyeti" aracılığıyla İtilaf Devletleri temsilciliğine iletmiştir.
 

Genel Kürt hareketi ve Koçgiri hareketinin öncülerinden ve düzenleyicilerinden Nuri Dersimi, "Kürdistan'ın bağımsızlığını resmen ilan etmek istediklerini" açıkça belirtir. Dersim'e geçerek aşiretleri olaya çekmeye çalışmıştır. Ovacık aşiretleri tümüyle katılmasına karşın, Seyyid Rıza bu anda katılmamıştır. Burada oluşturulan birlik sonucu Ankara Hükümeti'ne bir ültimatom gönderilmiş (15.11.1920) ve Kürt devletini kurma doğrultusunda ulusal isteklerde bulunmuşlardır. Ankara Hükümeti'nin Kürdistan özerkliğini tanımasını, Kürt çoğunluğu olan yerlere Kürt memurlarının atanmasını ve Koçgiri'deki askeri biriliğin çekilmesini istemişlerdir. Elazığ ili yoluyla da TBMM Başkanlığı'na bir telyazı çekerek (25.12.1920) Sevr Antlaşması'nın gereği olarak Doğu bölgesinde bir Kürdistan kurulmasını, aksi durumda bu hakkın silah yoluyla alınacağı bildirilmiştir. Koçgirili aşiretler de Koçgiri'ye bir Kürt valinin atanmasını istemişlerdir (08.04.1921). Miralay (Albay) Halis Bey öldürülmüş, askerleri esir alınmıştır. Bu, zafer kabul edilerek İmraniye merkezine "Kürdistan bayrağı" çekilmiştir. Seyyid Rıza'nın bölgesi olan Ağdat'ta da "Kürdistan bayrağı" sürekli çekili kalmıştır.
 

Bu tutum ve davranışlara bakıldığında; Koçgiri eyleminin doğrudan ulusal isteklerle ortaya çıktığı, bir Kürt devleti kurulmak istendiği, Koçgiri'nin kendisini Kürdistan'ın bir parçası olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Eylemi, bölgesel aşiret başkanları aracılığıyla "Kürt Teali Cemiyeti" yönetmiş ve yönlendirmiştir. Bu bir Kürt hareketidir. Etkin olan öğe Kürtlük'tür. Bu nedenle, olaya bir Kürt niteliği kazandırılmıştır. Ayaklanmacılar ayrı bir Kürt devleti için çalışmakla birlikte, Osmanlı içerisinde bir özerk yönetime de kısmen yakınlık duymuşlardır. Önce İstanbul Hükümeti'ni, gelişmeler sonucunda da Ankara Hükümeti'ni muhatap almışlardır. Hükümetten "özerklik" isteğinde bulunmuşlardır.
 


Koçgiri İsyanı'nın Alevilik Yanı
 

Koçgiri aşiretleri, tümüyle Alevidir. Eylemleri sırasında, zaman zaman politik davranarak, halkı bu yanıyla da eylemin içine çekmeye çalışmışlardır. Alişan Bey Dersimlileri eyleme kazandırmak için, Hozat'ta yaptığı toplantılarında Alevi inanç motiflerine başvurarak, "Zülfikar Murtaza"ya ve parçalayıp Fatma Zehra niyazına yedikleri elmaya" and içmişlerdir. Böylece aşiretler, çoğunlukla birliğe katılmışlardır. Yalnız Seyyid Rıza, Hozat aşiretlerine güvenmediğinden, bu anda ve birliğe katılmamıştır. "Kürt Teali Cemiyeti"nin çalışmalarına, "Türkçe konuşan Alevi köylüler" dahi çekilmiştir. Nuri Dersimi, 1920'lerin başlarında Kangal ilçesinin Yellice bucağında Hüseyin Abdal Tekkesi'nde bir toplantı yapar. Toplantıya Canbegan, Kurmeşan ve diğer aşiretler katılır. And içilir. Sevr antlaşması gereği, Doğu illerinde bir bağımsız Kürdistan'ın kurulması için, "silaha sarılmaya ve bu uğurda sonuna dek savaşmaya" karar verilir. Batı Dersim'de 45.000 kişilik askerin oluştuğunu, buna Doğu Dersim'in de katılacağını bildirerek, aşiretler eyleme özendirilir.
 

Aleviler, doğrudan olayın içine çekilmeye çalışılmıştır. Zara'nın Panza köyünden Mısto, Kürtlerden oluşan bir çete kurar ve silahlandırır. "Alevi Türkleri de bu çeteye sokmaya çalışır." 1920'lerin Temmuz'unda, Zara'nın Çulfa Ali köyündeki jandarma karakoluna saldırır ve bir bakıma Koçgiri Olayı'nı başlatır. Türk Alevilerin çekilmesinde kısmen de başarılı olunur. Çevreye, "devlet Alevileri kırıyor" söylentisi yayılır. Kürt hareketinin ünlü propagandisti Alişir, "Aleviler'in tümünü öldürmek için Türk subaylarının ceplerinde talimat olduğu"nu belirterek, ayaklanmaya yeni içerikler katmak ve daha geniş boyutlara taşımak ister. Amaç, inanç etkeninden yararlanmaktır. Dersim, Erzincan Tercan ve Çayırlı yörelerinin Alevi aşiretlerinden yardım umulur. Merkez Ordusu Komutanı Nureddin Paşa'nın eylem karşısındaki aşırı tutumu ve olayı "Alevi kırımı"na dönüştürmesi, ayaklanmacılara Alevi-Türk kesimlerin eğilim duymasına ve katılmalarına yol açmıştır. Hatta Nureddin Paşa'nın olayı bastırma yönteminin "Alevi kırımı"na dönüşmesi, TBMM'de Erzincan Milletvekili Emin Bey'in eleştirilerine dahi neden olur.
 

Aşiretlerin Alevi oluşları nedeniyle, Alevilik öğesinden yararlanılmak istenmiş ve tüm Kürt, Türk ve Zaza Alevileri olaya çekilmeye çalışılmışsa da başarılı olunamamıştır. Alevi aşiretleri, çoğunlukla olaya soğuk bakmış ve katılmamışlardır. Alevilik öğesi pek etkin olmamıştır. Çünkü, olay bir Alevi hareketi değil, bir Kürt hareketidir. Doğrudan ayrılma ve ayrı bir Kürt devleti amaçlamaktadır. Dersim aşiretleri olaya pek ilgi duymadıkları gibi Erzincan, Tercan ve Çayırlı aşiretleri de kendilerine gelen destekleme önerilerini tümüyle reddetmiş, dahası bu eylemi engelleme yoluna gitmişlerdir. Balaban aşireti başkanı Paşa Ağa (gerçek adı Hüseyin'dir.) Ankara Hükümeti'ni destekler. Koçgirililerin bölgeye sızmasını engeller. Diğer Balaban aşiret başkanlarından ve Sansa deresinde küçük bir müfrezenin başında olan Mehmet Ağa (kaynaklarda Muhsin Ağa olarak geçiyorsa da yanlış yazılmış olmalıdır), Mutu ve Sansa yöresinde Fırat köprülerini tutarak Haydar Bey'in Dersim'e geçmesini ve Dersim aşiretleriyle bağ kurmasını önler. Çayırlı yöresinin büyük aşiretlerinden Kureyş aşireti de Haydar Bey'e engel olur. Kureyş aşiretinin başkanlarından Paşa Ağa ile Boybeyi Ağa, Karataş köyüne kadar gelmiş olan Haydar Bey güçlerinin Tercan'a inmesine izin vermez ve geri çekilmesini sağlar. Böylece Haydar bey, Tercan yolu ile de Dersim'e geçemez. Geri dönmek zorunda kalır. Sipikor dağına doğru çekilir. Jandarma ve Kureyş aşireti birlikleriyle çarpışması sonucu, yitik verir ve güçleri çözülür.
Bu veriler gösteriyor ki, olay bir Alevi olayı niteliği alamamıştır. Bu biçime dönüştürülmek istenmişse de başarılı olunamamıştır. Olay, bir Kürt ve Kürt bağımsızlığı olayı olarak başlamış ve sonuçlanmıştır.


İsyanının Gelişimi ve Sonuçlanması
 

Koçgiri İsyanı, 06.03.1921'de başlar; 17.06.1921'e dek, iki aşamalı olarak sürer. Zara'daki karakol baskını ile Yıldızeli Ayaklanması'nın da elebaşılarından olan Zalim Çavuş'un çevrede yürüttüğü baskınlarla, Koçgiri Olayı olup bittiye getirilerek başlatılır. Çevrede Kızıltepeli Kor Rıfat ve Karamanlı Nuri'nin çeteleri ile asker kaçakları da vardır. Bu gruplar, 05.03.1921'de İmranlı'daki Süvari Alayı'nın çekilmesini ister ve Zara-İmranlı (Ümraniye) telgraf hatlarını çeker (keser olmalı, MT). 06.03.1921'de İmranlı'ya saldırarak, 90 eri tutsak alır ve Albay Halis Bey'i öldürürler. Bucak müdürü ve aşiret başkanı Haydar Bey, olanlara seyirci kalır. El altından yönlendirir. Hozat'tan Haydar Bey'in isteğiyle, yaklaşık 500 kişi Koçgiri'ye gelir. 08.03.1921'de Alişir, Kemah yöresine baskın düzenleyerek Kemah kaymakamını ve jandarma komutanını tutsak alır. Öğüt vermek için gelen Kuruçay kaymakamı ve memurlar, tutsak edilerek götürülür. Alişan, Beyzade İzzet Bey Koçhisar ilçesinde oturan Kormançlı (Kurmeşli veya Kurmeşan olacak, MT) aşiretini ayaklandırır. 10.02.1921'de Elazığ, Erzincan ve Sivas illeri ile Divriği ve Zara ilçelerinde sıkıyönetim ilan edilir ve Sivas'ta bir sıkıyönetim mahkemesi kurulur. 12.03.1921'de Divriği'nin Hamo bucağındaki vergi memurlarını tutsak alır ve yörenin Sünni-Alevi köylerini ayaklanmaya zorlarlar. 13. 03. 1921'de İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu), Merkez Ordusu Komutanlığı'na geniş yetkiler verir. 14.03.1921'de Merkez Ordusu Komutanı Nureddin Paşa ayaklanmacıları hükümete ve yasalara bağlılığa çağırır. 15.03.1921'de jandarma ile ayaklanmacılar arasında, Zımara bucağında çarpışmalar olur. Kemah halkı, çetelere karşı direnişe hazırlanır. Topal Osman'ın yönetiminde "Giresun Milli Alayı", hükümet güçlerine destek amacıyla Koçgiri bölgesine gelir. 17.03.1921'de Refaiye'nin Taşdibi köyünden Bekooğlu Hüseyin, Tahir ve Mahmud, 200 kadar adamıyla çevre Türk köylerini basar. Bu arada Şadıllı aşireti de ayaklanmaya katılır. 18.03.1921'de temyiz Mahkemesi üyesi Şefik Bey'in başkanlığındaki bir "Öğüt Kurulu", Haydar Bey'e gelerek huzuru sağlamaya çalışırlar. Haydar Bey, ikili oynayarak durumu idare eder. Zamarik Bucağı Kürtleri de ayaklanır. Aşiretler, Erzincan-Kemah arasını keser. Seyyid Rıza da Aşuranlı aşiretiyle birleşerek, Erzincan'ı basmaya çalışır. Ateş'in başkanlığındaki 300 kişilik bir çete, Ergekan köyünü işgal ederek, Erzincan-Kemah yolunu kapar. Erzincan'daki 11. Alay'ın 2. Taburu, Erzincan'ı çetelerden temizler ve ayaklanmacılar Fırat'ın güneyine çekilmek zorunda kalır. Refaiye'de Mahmud Bey çetesi egemendir. Bu aralar Divriği, Kemah, Kangal Dersimli ve Koçgirili çetelerin sürekli saldırıları altındadır. 29.03.1921'de Kuruçay'ın köyleri yağmalanır, Divriği kaymakamı, mal müdürü ve jandarma teğmeni tutsak alınır. 05.04.1921'de Alişir, Refaiye köylerini basar, önemli ölçüde kayıp vererek çekilir. Zara ve Suşehri'nde çarpışmalar olur. Bunlar üzerine Zara, Koçhisar, Kangal ve Divriği'de "Gönüllü Hal Asayiş Bölüğü" kurulur. Bu örgütleniş Şebinkarahisar, Suşehri ve Refaiye'de yapılır. Merkez Ordusu, 11.04.1921'de Koçgiri Olayı'nı bastırma işine girişir. Bölgede şiddetli çarpışmalar başlar. Erzincan müfrezesinin Kemah'taki saldırıları sırasında, Alişan ile Haydar Bey'lerle ve Alişir'in Dersim'de topladığı 500 kişi, önemli yitikler verir. Giresun müfrezesi de Merkez Ordusu birlikleriyle birleşerek Koçgiri içlerine doğru ilerler. 18.04.1921'de Alişir'in evi yakılır. 19.04.1921'de İmranlı alınır. Telgrafhane haberleşmeye açılır. 45 gün sonra ancak İmranlı'nın yönetimi hükümete geçebilmiştir. Alişan ile Haydar Bey'in hayvanlarına el konularak Zara'ya gönderilir. 22.04.1921'de, Koçgiri Olayı'nı bastırma hareketinin birinci devresi bitmiştir. 23.04.1921'den sonra, askeri güçler, yeniden toparlanarak, bölgeyi denetim altına almaya çalışırlar. Erzincan aşiretlerinin de yardımıyla Haydar bey Dersim'e geçemez. Alişan'ın oğlu ile eşi tutuklanarak Zara'ya gönderilir. 24.-28. 04. 1921'de Çıragediği çarpışması olur. Ayaklanmacılar, önemli yitikler verir. Süvari tugayının da yitiği olacaktır ve tugay, ayaklanmacılar karşısında ilk kez geri çekilir. Tugay, bu çarpışmada beş subay 77 erini yitirmiştir. 29.04.1921'de Giresun müfrezesi, ayaklanmacılara yitik verdirir. 01. 05. 1921'de Haydar Bey ile ayaklanmanın 56 ileri geleni, affedilmek ister. 24.05.1921'de Nureddin Paşa, 500 dolayında ayaklanmacıyı öldürttüğünü rapor eder. 17.06.1921'de Alişan Bey ile ayaklanmanın ileri gelenlerinden 32 kişi teslim olur. Teslim olan 500 kişi, yargılanmak için Sivas'a gönderilir. Nureddin Paşa, ayaklanmacı köylülerin ülkenin başka yörelerine göçürülmelerini önerir. Öneri, özellikle Doğulu milletvekillerinin tepkisiyle karşılaşır. Nureddin Paşa'nın görevini yapmakta "aşırıya kaçtığı" ileri sürülür. Yargılanması istenir. Mecliste ateşli tartışmalar olur. Sonuçta Nureddin Paşa görevinden ayrılır.
 

Yargılama, Sivas Harp Divanı'nda yürütülür. Haydar Bey, Seyyid Aziz ve diğer 15 kişiye vicahen; Alişir, Nuri Dersimi, Mustafa Paşa oğlu Mahmud, Tarbazlı Memo, Dilo, Sabri'ye gıyablarından idam cezası, birçok kişi de durumlarına göre ömürboyu, beş ile 15 yıl arasında çeşitli cezalar verilir. 400 tutukludan 110'unun sorumsuzluğuna karar verilir. Yalnız hepsi sürgüne gönderilir. Doğulu milletvekillerinin baskısı üzerine, Alişir'le Nuri Dersimi'nin dışında tümü affedilir. Sivas Harp Divan'ı kaldırılır. Ölüme mahkum tüm tutuklular bırakılır. Yalnız, Haydar Bey'in Koçgiri'ye girmesi yasaklanır. Sivas'ta oturmaya zorunlu tutulur. Seyyid Aziz, Celallı mahallesinde gözetim altında tutulur. Daha sonra Alişan ile Haydar Bey İstanbul'a çağrılarak oturmaya zorunlu tutulur. 1931'de çıkarılan genel afla tüm sürgünler memleketlerine dönebilirler. Alişan ile Haydar Bey İmranlı'ya dönecek, daha sonra bir suikastta Alişan Bey ölecek, Haydar Bey yaralı kurtulacaktır.
 

Koçgiri eyleminin Alevi aşiretlerce çıkarılması, Sünni inançlı aşiretlerin katılmamasına neden olmuştur. Türk Alevi aşiretleri de bu olaydan uzak durmuşlardır. Aşiretler arası çelişkiler ve anlaşmazlıklar, Dersimli aşiretlerin çoğunun -tarafsız, MT)- kalmasına neden olmuştur.

 
Koçgiri eylemi, aşiret ağalarının önderliğinde yürütülmüş bir köylü hareketidir. Feodal bir harekettir. Aşiret ve var olan köylülük yapısı, korunmaya çalışılır. Bu yanıyla devrimci bir hareket değildir. Aşiretler Alevi inancında olmalarına karşın hareketin Alevi niteliği yoktur. Milliyetçilikten ve etnik hareketlerden esinlenmiştir. İngiliz yönlendirmesindeki "Kürt Teali Cemiyeti" tarafından desteklenmiş ve yönlendirilmiştir. Hareketin, milliyetçilik ve Kürt etnikliği özelliği ön plandadır. Dahası, bu özelliğine dayanır. Ulusal Kurtuluş Savaşı'na karşıdır.”
 


Baki Öz Kimdir?
 

1949 Erzincan, Çayırlı Eşmepınar Köyü doğumlu. İlkokulu Eşmepınar Köyünde, Ortaokulu ve Liseyi Erzincan’da bitirmiş. Daha sonra İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nde Sosyal Bilimler bölümünü, onun ardından da Anadolu Üniversitesi’nde Tarih bölümünü bitirmiş. Bugüne değin 15 kitabı yayınlanan Baki Öz, emekli öğretmen olarak yine yoğun bir şekilde araştırmalarını sürdürmektedir. Son kitabı “Belgelerle Koçgiri Olayı” Can Yayınlarından çıktı. Baki Öz’ün diğer kitaplarından söz etmek gerekirse; Örneğin Atatürk’ün Düzeni, Atatürk’ün Anadolu’ya Gönderiliş Olayının İçyüzü, Alevilikle ilgili Osmanlı Belgeleri, Atatürk’ün Düşünce Yapısının Oluşumu”, “Aleviliğe İftiralara Cevaplar, Alevilik Tarihinden İzler, Bıçağın Sırtında Siyaset, Hacı Bektaş Veli’nin Fevait’i, İslam Dünyası ve Kemalizm, Kurtuluş Savaşında Alevi Bektaşiler, Alevilik Nedir, Bektaşilik Nedir, ve Ant Yayınları’ndan “Osmanlı’da Alevi Ayaklanmaları” kitaplarını saymak mümkündür.

Yazan: Baki ÖZ. Belgelerle Koçgiri Olayı. Can Yayıncılık.
 
 
 
 
Yazar İsmail Arabacı’nın internette yayınlanmış olan ‘TÜRKLERİN ve TÜRKİYE'NİN ETNİK GERÇEKLERİ’ adlı çalışmasında yer bu yazının, yazar Baki Öz’e ait olduğu belirtilmektedir. İsmail Arabacı tarafından Facebook’da yayınlanmış olan bu bölümü aynen aktarıyorum.  
 
Bu makalenin, burada yayınlanmasının amacı, Koçgiri Direnişi ile ilgili verilen bilgiler ile Baki Öz’ün olaya bakış açısının bilinmek istenmesine dairdir.
 
Vurgulanmış -yani yağlı, koyu siyah- yerler tarafımdan yapılmış olup yazıdaki eksik veya hatalı yazımlar MT notuyla belirtilmiştir.  
 

16.04.2011
 
M.Tornêğeyali



 
  Heute waren schon 2 ziyaretçi (8 klik) hier! PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
PELGA AŞİRA BALABANU - BALABAN AŞİRETİ WEB SİTESİ